26 Şubat 2018 Pazartesi

İnternet Yoluyla Hakaret Suçu!

İnternet, milyonlarca bilgisayar sisteminin birbirine bağlı olduğu, dünya çapında yaygın olan ve sürekli büyüyen bir iletişim ağı haline gelmiştir. Bu nedenle de dünya çapında ağ olan (world wide web -www) internet ulaşımı ve paylaşım olanağı kimi bilişim suçlarının ortaya çıkmasına neden olduğu gibi hakaret gibi klasik bazı suçların işlenişini de değiştirmiştir.
Herşeyden once internet bağlantısı günümüzde sabit olmayan –taşınabilir (mobil) cihazlarla birçok yerden çok kısa bir sure içinde sağlanabilmektedir. Bu nedenle elektronik ortamda çok kolaylıkla ve hızlı biçimde birden çok kişiye karşı hakaret suçu işlenebilir. Bu durumda karşılaşılacak temel sorun failin, suçun işlendiği zamanın ve suçun işlendiği yerin tesbitidir.

İnternet yoluyla yapılan hakaretler de mağduru doğruca hedef almışsa örneğin bir elektronik mektup (e-mail) ya da internet bağlantısı üzerinden sağlanan bir telefon konuşması (örneğin messenger, skype) sırasında mağdura hakaret edilmişse huzuda hakaret; mağdura hakaret içeren bir elektronik postanın üçten fazla kişiye ayrı ayrı ya da yönlendirme (forward) biçiminde gönderilmesi halinde
ise gıyapta hakaret söz konusu olacaktır. 

Hakaret Suçu!

5237 sayılı TCK m. 125-131 arasında düzenlenmiştir. Şeref, bireyin toplum içinde diğer kişiler nezdindeki saygınlığını ifade eder.

Hakaret etmek; 
Kişilerin birey olmaktan kaynaklanan ve diğer kişiler nezdinde sahip oldukları sosyal değerin yok sayılması ve kişiliklerinin değersizleştirilmesidir.Kişilerin saygınlıklarını zedeleyebilecek söz ve davranışlar, belli bir somut durum ya da olgunun isnat edilmesi suretiyle olabileceği gibi genel ve soyut nitelikteki söz ve davranışlarla da işlenebilir. Hakaret, mağdurun huzurunda işlenebileceği gibi, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle de işlenebilir. Mağdurun hakaret fiilinin işlendiği yerde bulunmadığı, hakarete bizzat muhatap olmadığı durumlarda da mağdurun saygınlığı başka kişiler nezdinde zedelenmiş olacaktır. Ancak mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi şartı Kanun’da aranmıştır.

Hakaret suçu kasten işlenebilen suçlardandır. Gerçek kişilerin bu suçun mağduru olabileceklerine dair herhangi bir tartışma yoktur, ancak tüzel kişilerin de bu suçun mağduru olup olamayacağı tartışmalıdır. Düşünceyi açıklama ve eleştiri, basının haber verme hakkı, dilekçe ihbar ve şikayet hakkının kullanılması, idari ve adli merciler önündeki iddia ve savunmalar bu suç açısından başlıca hukuka uygunluk nedenleridir. 

Suçun haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi;
Kasten yaralama suçuna tepki olarak işlenmesi; karşılıklı olarak işlenmesi halleri cezayı azaltan veya kaldıran şahsi nedenler olarak düzenlenmiştir. 

TCK m. 125’te “bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi” denilmiştir. Hakaret suçunun faili herhangi bir gerçek kişi olabilir ancak tüzel kişiler bu suçun faili olamazlar. Bir tüzel kişiyi temsil ve idareye yetkili olanların işledikleri hakaret fiillerinden dolayı sadece bu fiilleri işleyen gerçek kişiler sorumlu olabilir. Gerçek kişinin hakaret suçundan dolayı sorumlu tutulabilmesi ise ceza ehliyetinin (isnat yeteneğinin) bulunmasına bağlıdır. Akıl hastalığı, yaş küçüklüğü geçici bir nedenin varlığı nedeniyle davranışlarını yönlendirme yeteneği olmayan kişiler hakaret suçunun faili olsalar bile cezalandırılmaları olanaklı değildir. Diplomatik dokunulmazlıktan, yasama dokunulmazlığından yararlanan kişiler de bu suçun faili olabilirler ancak bağışıklıkları nedeniyle yargılanamazlar.

22 Şubat 2018 Perşembe

İş davalarında arabuluculuk!

İş Mahkemeleri Kanunu’nda yapılan yeni düzenleme ile 1 Ocak 2018’den itibaren işe iade davalarında mahkemeye gitmeden arabulucuya başvurma zorunluluğu getirildi. Artık bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurma, dava şartı haline geldi.

KPMG Türkiye Sosyal Güvenlik Hizmetleri Direktörü İsmail Sevinç, 1 Ocak 2018'den itibaren geçerli olan yeni düzenleme ile işe iade davalarında mahkemelerin önce arabulucuya başvurma şartı arayacağını söyledi. Arabuluculuk uygulamasının, mahkemelerin yükünü azaltmayı ve daha hızlı çözüme ulaşmayı amaçladığını belirten Sevinç, yürürlükte olan düzenlemeyi şöyle anlattı:

İş sözleşmesi feshedilen çalışan, mahkemeye gitmeden önce fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade isteğiyle arabulucuya başvurmak zorunda. 

19 Şubat 2018 Pazartesi

Denetimli Serbestlikte Yeni Düzenleme!

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Resmi Gazete'de yayımlanan Kanun Hükmünde Kararname ile denetimli serbestlik ve şartlı tahliye hükümleriyle ilgili yeni düzenlemeler yapıldığını açıkladı.

Bakan Bozdağ’ın sosyal medya hesabı Twitter üzerinden yaptığı açıklamalar şu şekilde:

“Resmi Gazete'de yayımlanan 671 Sayılı Kanun Hükümde Kararnameyle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'a eklenen geçici maddeyle 1 Temmuz 2016 tarihine kadar işlenen suçlar nedeniyle mahkûm veya mahkûm olacaklar bakımından iki önemli düzenleme yapılmaktadır.
Birincisi, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 105/A'daki koşullu salıverilmeye dair “bir yıl”, "iki yıla" çıkarıldı.

Buna göre; koşullu salıverilmesine iki yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin cezalarının, koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmı, denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilebilecektir. Diğer ifadeyle, bir yıl erken tahliye olacaklarıdır.
İkinci düzenleme Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107.  maddesinde düzenlenen koşullu salıvermeye ilişkindir.

İşçi Tarafından İmzalanan İbranamenin Geçerli Olmasının Koşulları!

YARGITAY 9. Hukuk Dairesi 
2014/35709 E. 
2016/12356 K.

Taraflar arasındaki, ihbar tazminatı, kıdem tazminatı ile asgari geçim indirimi alacağı, yıllık izin ücreti ve fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle reddine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 24/05/2016 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına Avukat ... ile karşı taraf adına Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I 

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin, 20/01/1996 tarihinde davalı işyerinde çalışmaya başladığını, 2011 yılında emekli olduğunu, ancak hiç ara vermeksizin çalışmaya devam ettiğini, emeklilik sonrasında Sosyal Güvenlik Priminin davalı işveren tarafça ödenmediğini ve hizmet akdinin 23/09/2012 tarihinde işveren tarafından tek taraflı olarak feshedildiğini, almış olduğu aylık ücretin net 4.000,00 TL olduğunu, yılda iki maaş ikramiye aldığını, dini ve milli bayramlarda çalıştığını buna rağmen fazla mesaisinin ödenmediğini, çalışma süresi boyunca yıllık izinlerinin kullandırılmadığı gibi izin ücretlerinin de ödenmediğini, son 1 yıllık asgari geçim indirimi ödemesinin yapılmadığını ileri sürerek; kıdem ve ihbar tazminatları ile asgari geçim indirimi, yıllık izin ve fazla çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Kıdem Tazminatı Nedir? Şartları? Nasıl Hesaplanır?

Kıdem Tazminatı, belirli bir süre(işyerinde bir yıl çalışması ya da aynı işverene bağlı değişik iş yerlerinde en az bir yıl çalışması) çalıştıktan sonra işine son verilen ya da emeklilik dolayısıyla işinden ayrılmak durumunda bulunan işçiye, çalıştığı süreye göre, işyerince topluca ödenen tazminattır.

Kıdem Tazminatı almaya hak kazanmak için diğer bir husus ise İşçinin, işverence işten çıkarılması gerekir. İşten çıkarılma nedeni, ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranmak ise işçi Kıdem Tazminatı talep edemeyecektir.

Şöyle ki, hırsızlık, huzuru bozacak davranışlar gibi işyeri kurallarına aykırı sebeplerden dolayı işten çıkarılan bir işçi, kıdem tazminatı alamayacaktır. Fakat İş Kanununa göre sağlık sorunu gibi haklı bir nedenden dolayı, işten ayrılmak zorunda kalınmışsa tazminat alınabilecektir. Bir diğer husus ise erkek çalışanların askerlik nedeni ile işten ayrılmak zorunda kalması halinde yine tazminat alınabilecektir. Kadın çalışanlarda ise çalıştığı esnada bir evlilik olursa, evlendikten sonraki bir yıl içinde kendi isteği ile işten ayrılarak tazminat alabilir. Son olarak emeklilik şartını yerine getiren çalışanlarda kıdem tazminatı alabilir.

Kıdem tazminatı, her 1 yıl için 30 günlük yani, aylık, brüt ücret üzerinden hesaplanır ve bir aylık ücretin, çalışma yılı ile çarpılması sonucu ortaya çıkar. Çalışanın ücreti içinde yer alan yol yardımı, yemek, ikramiyeler, primler, sağlık sigortası gibi tüm ödemeler de tazminat hesabına katılır.

17 Şubat 2018 Cumartesi

Fransa’da mahkemeden park cezası ile ilgili emsal karar: İki kez ceza yazılamaz!

Fransa’da Danıştay, aynı yerde duran araca sadece bir kez park cezası yazılabileceğine hükmetti.
Fransa’da Danıştay, park cezaları ile ilgili emsal bir karara imza attı. Yüksek mahkeme, bir kez ceza yazılan araca hareket etmediği sürece başka ceza yazılamayacağına hükmetti.

Bu konu ile ilgili 1995 yılında verilem kararı da hatırlatan Danıştay, park ücretini ödemeyen ya da yasak bir yere park eden araçlar için günlerce sürse dahi sadece bir kez ceza yazılabileceğini bildirdi. Böyle bir durumla karşı karşıya kalan sürücülerin de sadece bir kez ceza ödemeleri gerektiği kaydedildi.

Mahkemeye taşınan olay ise 30 Ocak’ta havalanı yakınında park yasağı bulunan bir bölgeye aracını park eden kişinin taşımasıyla ortaya çıktı. Birkaç günlük tatile çıkan şahsın aracının her gün yeni ceza yazıldığı kaydedildi. Toplamda 5 ceza yazılan aracının sahibi ise olayı mahkemeye taşıdı.

Tenfiz Davası Nedir? Nasıl Açılır?

Yurtdışında yapılan bir evlilik ve sonrasında evlilik birliğinin herhangi bir nedenle o ülke de sonlandırılmasına ilişkin verilecek mahkeme kararları o ülke içerisinde geçerli olacaktır. Verilen mahkeme kararının ülkemizde geçerli olabilmesi için tenfiz davası açılması gerekir. Türkiye dışında herhangi bir ülkenin mahkeme kararının tenfiz edilmesi, o ülke mahkemesinin vermiş olduğu boşanma kararının ülkemizde icra edilebilir olmasıdır. Türkiye dışında boşanan bir Türk vatandaşının Türkiye'de tenfiz davası açmaması bu kimsenin Türkiye'de velayet, nafaka, mal paylaşımı, miras, maddi-manevi tazminat ve yeniden evlenebilme gibi bir çok hususta sıkıntı yaşamasına neden olacaktır. 

Tenfiz Davası Nasıl Açılır?
Yurtdışı mahkeme kararı tenfiz sürecinde taraflar, boşandıkları herhangi bir ülke mahkemesinin vermiş olduğu karara ilişkin belgeleri eksiksiz bir şekilde hazırlayarak Türkiye’deki yetkili Aile Mahkemesine tenfiz başvurusunda bulunması gerekir. Tenfiz davası açmak isteyen taraflardan birinin Türkiye’de ikamet adresinin bulunmaması halinde, tenfiz davası İstanbul İzmir veya Ankara illerinden herhangi birisinde açabilecektir.

Anlaşmalı Boşanma Nedir? Nasıl Yapılır? Şartları?

Anlaşmalı Boşanma Nedir?
Anlaşmalı boşanma mevcut evlilik birliğinin eşler tarafından ortak bir kararla sonlandırılmasıdır. Anlaşmalı boşanma sürecinde eşlerden her ikisi de boşanmayı kabul eder ve boşanmanın maddi, manevi tüm hukuki sonuçları konusunda uzlaşırlar. Bu şekilde yapılan boşanma işlemine anlaşmalı boşanma denir.

Anlaşmalı Boşanma Nasıl Yapılır?
Boşanma davası şekil ve usul açısında farklılık gösterir. Boşanma sürecinde taraflar anlaşmalı ya da çekişmeli boşanma davası yoluna gidebilir. Anlaşmalı boşanmanın gerçekleşmesi için 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda hükmedilen “anlaşmalı boşanma şartları” yerine getirilmelidir. Kanunda hükmedilen anlaşmalı boşanma şartları gerçekleşmemişse taraflar açısından anlaşmalı boşanma yapılamayacaktır. 

Anlaşmalı Boşanma Şartları Nelerdir?
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda hükmedilen anlaşmalı boşanma şartları;

İşçi Alacaklarında ve İş Davalarında Arabuluculuk?

TBMM tarafından 12 Ekim 2017 tarihinde kabul edilen ve yasalaşan İş Mahkemeleri Kanunu ile birlikte işçi alacakları için ve iş kanunundan kaynaklanan tazminat davalarında öncelikle arabuluculuk uygulamasına başvurulması zorunlu hale getirildi. 

01 Ocak 2018 tarihi itibariyle işçi alacağı ve tazminat davası açılmadan önce arabulucuya başvurulması gerekir, aksi takdirde mahkeme dava şartı noksanlığı sebebiyle davanın usulden reddine karar verecektir.

Dava şartı olarak arabuluculuk

MADDE 3- (1) Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.

(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.

15 Şubat 2018 Perşembe

İhbar Tazminatı nedir? İhbar Tazminatı nasıl hesaplanır?

İhbar Tazminatı nedir?
İhbar tazminatı 4857 sayılı iş kanununun  17. Maddesine göre; belirsiz süreli iş sözleşmesinin iş kanununda belirtilen bildirim sürelerinin feshedilmesi halinde feseden tarafın diğer tarafa çalışma süresi dikkate alınarak diğer tarafa ödeyeceği bir tazminat türüdür.  

İhbar tazminatı hem işçiye hem de işverenin ödeyeceği bir tazminat türüdür. İşveren işçiyi 25. Maddede belirtilen haklı nedenler dışında bildirim sürelerine uymadan iş sözleşmesini sonlandırışa işçiye ihbar tazminatı ödemek zorundadır. 

Aynı durum çalışan işçi için de geçerlidir. Çalışan işçi iş kanunun 24. Maddesinde belirtilen haklı nedenler dışında ihbar bildirim sürelerine uymadan işten ayrılırsa bu durumda işçi çalıştığı süre göz önüne alınarak en az 2 en çok 8 haftalık ücreti kadar işverene ihbar tazminatı ödeme zorundadır.

14 Şubat 2018 Çarşamba

Boşanmada mal paylaşımı nasıl yapılır?

Anlaşmalı Boşanma davasında ayrı bir davaya gerek kalmaksızın taraflar mal paylaşımını Boşanma Protokollerinde belirleyeceklerdir
Çekişmeli boşanma davasında ise boşanma davası sonucunda nafaka tazminat ve ziynet çeyiz eşyaları hususunda karar verilir. Mal paylaşımı için boşanma davasından ayrı olarak Aile Mahkemelerinde ayrıca bir dava açmak gerekecektir. 

Buna göre taraflar arasında başkaca bir anlaşma yapılmadı ise 1 Ocak 2002 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanan ve halen geçerli olan yasal mal rejimi ‘’Edinilmiş Mallara Katılım’’, her iki tarafın da çıkarını eşit şartlarda gözetir. Buna göre, eşlerin evlendikten sonra taraflardan birinin ya da ikisinin çalışarak elde etmiş olduğu mallar üzerinde ikisinin de eşit derecede hakkı olacaktır. Bu yasa ile boşanmada mal paylaşımı sırasında önceki mal ayrılığı rejiminin doğurduğu haksızlığın giderilmesi amaçlanır. Yine kadınların hane içindeki emeklerinin karşılığı olarak da alınan-edinilen varlıklara katılımı da göz önünde bulundurulur. Tarafların kişisel malı olmayan mallar edinilmiş mal hesabına katılmak üzere bilirkişilerce hesaplanarak mal paylaşımı yapılır.

5 Şubat 2018 Pazartesi

İflas erteleme yürürlükten kalkıyor!

Adalet Bakanlığı, iflas ertelemenin yürürlükten kaldırılmasını içeren kanun tasarısı taslağını Başbakanlığa gönderdi.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, 2003 yılından bu yana uygulanan “iflasın ertelenmesi”nin borçlu şirketlerin, iyileşme, mali durumu düzeltme ve yeniden yaşayabilir hale gelme durumlarında beklenen faydanın elde edilemediği tespit edildi. Bunun yanı sıra borçludan alacaklarını tahsil edemeyenlerin de zarara uğradığı belirlendi.

Bu kapsamda çalışma yapan Adalet Bakanlığı, İcra ve İflas, Türk Ticaret, Kooperatifler, Hukuk Muhakemeleri, Milletler Arası Tahkim, Tebligat ve Posta Hizmetleri Kanunlarında değişiklik yapılmasını öngören 65 maddelik kanun tasarısı taslağı hazırladı. Taslak, Başbakanlığa gönderildi.

Taslağın yasalaşmasıyla, iflasın ertelenmesi yürürlükten kaldırılacak. Bunun yerine, iflas erteleme nedeniyle tercih edilmeyen ancak mevzuatta bulunan borçlarda indirim yapılması veya borçların vadeye bağlanması talebini içeren konkordato uygulanacak.

4 Şubat 2018 Pazar

Boşanma davasında maddi-manevi tazminat?

Boşanma yolu ile evliliğin sona ermesi halinde, kanunen düzenlenen birtakım şartlar mevcutsa, karşı taraftan maddi-manevi tazminat talep edilmesi mümkündür. Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesi:

“MADDE 174.- Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir.
Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.

Maddi Tazminat: 
Medeni Kanun madde 174- ‘’ Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir.’’Belirtildiği üzere maddi tazminat istemenin belli şartları vardır. Bunlardan birincisi maddi tazminat isteyen eşin boşanma da kusurunun var olmaması ya da daha az kusurunun bulunmasıdır. Kusuru neticesinde boşanmaya neden olmayan eşten maddi tazminat isteminde bulunulamaz. Bu tazminat kanunun deyişiyle olan veya olması beklenen menfaatin ihlalidir. Boşanmaya sebep olmadığı bir zarar için maddi tazminat isteminde bulunulamaz. 
Tazminat miktarı kanun maddesinde de belirtildiği üzere uygun bir miktarda olmalıdır. 
Tarafların mali durumları ve boşanmada neticesindeki kusurlu halleri göz önünde bulundurulur. Maddi tazminat talebi boşanma davasının içerisinde istenebileceği gibi ayrı bir dava ile de istenebilir.

Manevi Tazminat: 
Medeni Kanun 174.madde: ’’ Boşanma ya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.’’ Manevi tazminat talep edecek kişinin aynı maddi tazminatta olduğu gibi hiç kusuru olmaması aranmamış kusurunun diğer eşe oranla daha az olması şartı aranmıştır.

Manevi tazminat talebi için bir kişilik hakkı ihlalinin bulunması gerekir.. Kişilik hakkının zedelenmesi, incinmesi,zarar görmesi durumunda manevi tazminat talep edilebilecektir. Hakim manevi tazminatı para olarak belirler.  Maddi tazminat olduğu gibi manevi tazminatında boşanma davası ile birlikte açılma zorunluluğu bulunmamaktadır. Boşanma davasından ayrı bir dava olarak da açılabilir.

2 Şubat 2018 Cuma

Aile içi şiddet konusunda acil durumlarda arayabileceğim bir numara var mı?

Acil durumlarda arayabileceğiniz başvuru hatlarını görselde bulabilirsiniz:


Uçak Gecikme ve İptallerinde Yolcu Hakları nelerdir?

2-3 saatlik geçikme durumunda;
İlgili havayolu firması size sıcak-soğuk içecek sunmak zorundadır. İç hatlarda 1-2 saatlik geçikme durumunda bilet satış ofislerinden biletinizin miktarını geri alabilirsiniz.
3-4 saat arası geçikme durumda;
İçecekle birlikte ize sabah kahvaltısı veya akşam yemeği ikram edilmesi zorunludur.
5 saat ve üzeri geçikme durumunda;
İlgili havayolu firması yine sizin tüm yeme içme ihtiyacınızı karşılamak zorundadır.Eğer geciken bu uçuşunuz aktarmalıysa ve aktarma kaçırılıyorsa dilerseniz 'dış hatlar' uçuşları için 7 gün içinde biletinizin iadesini isteyebilirsiniz.
8 saat veya üzeri geçikme durumunda;
İlgili havayolu firması tarafından konaklama,transfer ve yeme içme masraflarınız karşılanmak zorundadır.

1 Şubat 2018 Perşembe

Boşanma davası nasıl açılır?

Boşanma davası eşlerden birinin ikametgahında, son altı ayda birlikte ikamet ettikleri yerin mahkemesinde ya da aile mahkemesinde açılabilir. Eşlerden biri başka bir şehre gittiği zaman oradan da davayı açabilecektir.

Yabancı uyruklularla evlenenler için, bulundukları ülkenin mahkemesi bu davayı kabul etmişse, Türkiye'de de bir tanıma tenfiz davası açmak gerekir. Başka bir ülkede boşanma gerçekleşmişse, Türk mahkemesinden de bunun tescil edilmesi gerekir.

Boşanma davası açmak için nüfus ve adres bilgileri yeterlidir. Basit bir dilekçeyle boşanma istemini ve gerekçelerini dile getirmek gerekir. Boşanmayla ilgili açılacak davada maddi manevi tazminatı, kusurun ne olduğunu belirtmekte fayda vardır. Çünkü mahkeme ona göre gerekli belgeleri toplayacaktır.

Karşı tarafın adresini de dilekçeye yazmak gerekir, çünkü mahkeme ileriki aşamada karşı tarafın mali ve iştimal durumunu belirlemek için onun bulunduğu adresten polis marifetiyle gelir durumunu, mal varlığını belirleyecektir. Bu belirleme, sonraki nafaka, tazminat gibi konularda yönlendirici olacaktır.

Boşanma davasında maddi ve manevi tazminat istemi harca tabi midir?

Boşanma halinde dava konusu edilen maddi ve manevi tazminat istemleri boşanma davasının fer’i niteliğinde olduğundan ayrıca harca tabi değildir. Boşanma davası ile birlikte ya da boşanma davası sürer iken verilecek dilekçe ile ya da tutanağa yazdırılmak suretiyle maddi ve manevi tazminat istenmesi halinde, bu istemler için ayrıca harç alınmaz. Ancak, maddi manevi tazminat davası boşanma kararından sonra ayrı bir dava olarak açılır ise, Harçlar Kanununa göre harç ödenecektir.