16 Kasım 2018 Cuma

Yargıtay'dan çok önemli yıllık izin kararı!

Tam 18 yıl çalıştığı iş yerinde sadece 23 gün yıllık izin kullandığını, geriye kalan 294 günlük yıllık iznin parasal karşılığını isteyen işçiye Yargıtay'dan kötü haber geldi. Yüksek mahkeme, 18 yıldır aynı iş yerinde çalışan işçinin, sadece 23 gün izin kullanmasını hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirtti.

11. İş Mahkemesi'ne müracaat eden işçi, iş sözleşmesinin haklı bir sebep olmadan davalı işveren tarafından feshedildiğini beyan ederek kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatili alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etti. Mahkemede ifade veren davalı işveren ise davanın reddini istedi. Mahkeme, davanın kısmen kabulüne karar verdi. Kararı davalı işveren temyiz edince devreye Yargıtay 22. Hukuk Dairesi girdi. Daire, emsal bir karara imza attı.

4 Kasım 2018 Pazar

Yatağı ayırmak eşin kişilik haklarına saldırı!

Muğla'nın Bodrum ilçesinde yaşayan bir kadın, Aile Mahkemesi'ne müracaat ederek boşanma davası açtı. Kocasının yatağını ayırarak, cinsel ilişkiden kaçındığını öne süren davacı kadın, manevi tazminat talep etti. 

Davalı kocayı da dinleyen mahkeme, tarafları boşayıp, manevi tazminat talebini reddetti. Davacı kadın kararı temyiz edince devreye Yargıtay 2. Hukuk Dairesi girdi.

Yargıtay'ın geçtiğimiz günlerde verdiği kararında; Türk Medeni Kanunu'nun 174/2. maddesi boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceği hatırlatıldı.

Davalı erkeğin cinsel yükümlülüklerini yerine getirmeyerek davacıyla ayrı yattığına dikkat çekilen kararda şu ifadelere yer verildi:

"Davalı erkeğin gerçekleşen bu kusurlu (yatağını ayırma) davranışı davacı kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder. Türk Medeni Kanunu'nun 174/2. maddesi davacı kadın yararına oluşmuştur. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları dikkate alınarak davacı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, bu yönün dikkate alınmaması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. Aile Mahkemesi'nin kararının bu sebeple bozulmasına oy birliği ile karar verilmiştir"