19 Eylül 2018 Çarşamba

Kentsel dönüşüme nasıl başvurabiliriz?

Mevcut yürürlükteki kanun çerçevesinde kentsel dönüşümden yararlanmak için kişisel başvuru yapılabilmektedir. 
Başvuru için binadaki bir kat sahibinin başvurusu yeterli olup, devam eden süreçte, alınacak tüm kararlar, ilgili binanın inşaatı gibi tüm durumlarda 2/3 çoğunluğun imzası ile gerçekleşmektedir. 

Kentsel dönüşümde başvuru merkezi bakanlıkça lisanslandırılmış olan TEKTAŞ Kentsel Dönüşüm firmasıdır. TEKTAŞ Kentsel Dönüşüm’e binadan bir kişinin tapu senedi,  nüfus cüzdanının aslı, tapudan alınması gereken bağımsız bölüm listesi ve durumu anlatan dilekçe ile başvuru yapmasının hemen ardından, TEKTAŞ mühendisleri binayı kontrole gelip gerekli gözlem ve incelemeyi yaptıktan sonra Deprem Risk Raporu hazırlayacaktır. Rapor bakanlıkça incelendikten sonra binanın riskli olduğu kararı alınırsa bakanlıkça binanın tapu kaydına “risklidir” şerhi koyulacaktır. Daha sonra şerh yazısı hızla bütün kat sahiplerine iletilerek, isteyen kat sahibi için 15 gün içerisinde itiraz etme hakkı tanınır. İtirazlar üniversite hocalarının bulunduğu komisyonda incelenecek ve son kararı verecektir. Komisyondan da aynı karar çıkması sonucunda yasal olarak binanın riskli olduğu tescillenmiş olur ve bunun artık geri dönüşü de olmamaktadır. 

Ortalama olarak bu süreç 2-3 ay sürmektedir. Bu süreç sonucunda binanın yıkımı gerçekleşecektir. Her kat sahibinin kendi hissesi oranında arsa hissedarlığı da böylece başlayacaktır. 

Binanın yıkımıyla birlikte binanın kime ve nasıl yaptırılacağı, bu paylaşımın nasıl olacağı 2/3 çoğunluğun onayıyla bina kat protokolüne dökülür. 
Bina ile ilgili yapılacak kat protokolü mutlaka bir avukat tarafından hazırlanıp bakanlığa iletilmelidir. Aksi takdirde bakanlık çoğunluğun sağlanamadığı ve gerekli protokollerin yerine getirilemediği kaydıyla beklenmedik bir anda binayı yıkabilir. 

15 Temmuz 2018 Pazar

Evine hırsız girdi, site yönetimi ve güvenliğine dava açıp kazandı!

Mahkeme, İstanbul’da özel güvenlikli sitedeki hırsızlıktan doğan zararı site yönetimi ile güvenlik şirketinin ortak karşılamasına hükmetti.

Özel bir firmada çalışan Ömer Sıddık Tatlıgül, 2012 yılında özel güvenlikli bir siteye taşındı. Ancak taşınmasından kısa süre sonra evine hırsız girdi ve televizyonundan parfümlerine kadar hemen hemen tüm eşyaları çalındı.

Bu gelişme üzerine Ömer Sıddık Tatlıgül, gerekli önlemleri almadığı gerekçesiyle hırsızlıktan site yönetiminin sorumlu olduğunu ileri sürüp avukatı aracılığıyla tazminat davası açtı.

Diken'in aktardığına göre davanın görüldüğü Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi, gerekli güvenlik önlemlerini almadığı gerekçesiyle site yönetimini hırsızlık olayında sorumlu tuttu ve Tatlıgül’e 3 bin 500 TL tazminat ödenmesine hükmetti.

8 Temmuz 2018 Pazar

Bu tarihlerde kredi çekenler dikkat!

Yrd. Doç. Dr. Murat Şahin, 16 bankanın 2007-2011 tarihleri arasında kullanılan kredilere olması gerekenden fazla oranda faiz uyguladığını, bu ihlalden dolayı bu tarihler arasında kredi kullanan tüketicilere tazminat davası açma hakkı doğduğunu dile getirdi.

Bankalardan dosya masrafı tazmininin ardından şimdi olması gerekenden yüksek faiz oranlarından kaynaklanan zararın tazmin edilmesi gündeme geldi. Bu durumda 2007-2011 yılları arasında bu ihlali gerçekleştiren bankalardan yüklü miktarda kredi ve kredi kartı kullanan, parasını faize yatıran tüketicilere tazminat davası açma hakkı doğduğu belirtildi. Celal Bayar Üniversitesi (CBÜ) İşletme Bölümü Ticaret Hukuku Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Murat Şahin ve Avukat Ezgi Gökoğlan, konuyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

Yrd. Doç. Dr. Murat Şahin, Rekabet Kanunu'na aykırı hareket eden firmaların kartelleşmesi sonucu zarar gören tüketicilerin tazminat davası açma hakkı doğduğunu söyledi. Şahin, "Rekabet hukukunda firmalar, serbest piyasa şartlarına göre fiyat belirlemelidir. Birbirine rakip olan firmalar kendi aralarında fiyat belirlerse olması gereken satış fiyatı seviyesinin üstünde fiyatlar ortaya çıkar. Bu durum sadece bankacılık değil, her sektörde karşımıza çıkabilir. Rekabetin olduğu yerde fiyatlar müşterilerin lehinedir" diye konuştu.

31 Mayıs 2018 Perşembe

Trafik kazası yapanlar dikkat. Aracınızdaki hasara karşılık değer parasını mutlaka sigorta şirketlerinden talep edin.

Türkiye'de her gün binlerce maddi hasarlı kaza gerçekleşiyor. Bu kazalarda hasar gören araçların maliyetleri sigorta şirketlerince karşılanıyor. Suçlu aracın trafik sigortası karşı tarafın hasarını ödüyor. 
Ayrıca kaskosu bulunan araçlardaki hasarlar da yine sigorta şirketleri tarafından ödeniyor. 

Buraya kadar bir sorun yok. Sistem küçük aksaklıklar olsa da gayet iyi işliyor. Hatta şimdi kazalarda polis çağırmadan tutanak tutularak sorun hallediliyor. Hatta sigorta şirketlerinin cep telefonu uygulamalarıyla bile işlemler otomatik yapılıyor.

Ancak bu tamirat sonrasında araçların değerleri düşüyor. Hasarlı oldukları TRAMER kayıtlarına giren araçlar satış sırasında daha düşük değerde satılıyor. Bu durum araç sahibine maddi zarar veriyor. Ancak birçok vatandaşın bilmediği bir hak bulunuyor. Bu da aracın değer kaybının tazmini. Birçok araç sahibi aracının tamiri sonrasında otomobilin yenilendiğini düşünüyor ama durum öyle değil. Aracınız değişen parçaları ya da yapılan boya sebebiyle daha düşük değerde satılıyor.

27 Nisan 2018 Cuma

Araç Değer Kaybı Hakkında Bilmeniz Gerekenler?

Trafik kazaları sonucu hasar gören araçlar, eski halinden farksız olacak şekilde onarılsa dahi TRAMER kayıtlarına hasarlı araç olarak geçecek ve değer kaybı yaşayacaktır. Bu bir nevi, taşıtın orijinalliğinden değer yitirmesi olarak da tanımlanabilir. Araç değer kaybının hesaplanması ve doğru hamlelerin izlenmesiyle uğranılan maddi zararın üstesinden gelmek ise kusursuz araç malikleri için mümkün!

Araç Değer Kaybı Nedir?
"Araçlarda değer kaybı nedir?" sorusu, bugün kaza yapan birçok sürücünün karşısına çıkmaktadır. Araç değer kaybı, meydana gelen bir kaza sonrası onarılan aracın ikinci el piyasa fiyatına göre değer kaybetmesidir. Kazanın ardından tamir edilen aracın onarımı her ne kadar kusursuz olsa dahi, arabanın satış fiyatı kaza öncesi belirlenen satış fiyatından her halükarda daha düşük olacaktır.

Araçlarda Değer Kaybı Nasıl Olur?
Araç kazaları sonrası birçok sürücü arabasını tamir ettirdikten sonra satmaya eğilim gösterir. Bu tarz durumların yaşanması sonucu aracın ikinci el satış fiyatında düşüş olduğunu gözlemleyen araç sahiplerinin çokluğu, araçlarda değer kaybı sorununda bilincin artmasına vesile olmuştur. Kaza yaparak hasar gören bir araç, onarıldıktan sonra hasarın derecesine göre değer kaybı yaşar. Değer kaybını karşılayacak taraf ise, kazada tamamen kusurlu ya da diğer sürücüye nazaran daha kusurlu olan taraftır.

15 Nisan 2018 Pazar

Mirasın Hükmen Reddi Davası?

Mirasın reddi, diğer bir deyişle reddi miras  miras bırakanın ölümü sonrası yasal veya atanmış mirasçıların ölenin her türlü borç ve alacaklarıyla birlikte oluşan mirasın hak ve yükümlülüklerini reddetmesidir.
Miras hukukunda geçerli olan külli halefiyet ilkesince, yasal ve atanmış mirasçılar miras bırakanın ölümüyle kendiliğinden mirasçılık sıfatını kazanmaktadırlar. Mirasçılık sıfatı kazanıldığında artık miras bırakanın borçlarından yalnız tereke ile değil kendi şahsi mal varlıklarıyla da sorumlu hale gelmektedir.
Miras, miras bırakanın ölümü ile mirasçılara derhal ve kanunen geçer (Medeni Kanun 599). Bunun için kural olarak mirasçıların herhangi bir irade açıklamasında bulunmalarına gerek yoktur. Külli halefiyet ilkesi sonucu miras bir bütün olarak ve kendiliğinden mirasçılara geçmektedir. Miras bırakanın alacak ve borçları da mirasçılara geçer ve mirasçılar bundan sadece tereke ile değil kendi kişisel mal varlıkları ile de sorumlu olurlar. 
Miras bırakanın bu şekilde borca batık olduğu durumlarda mirasçıların bundan sorumlu olmaması için  “mirasın reddi” müessesi bulunmaktadır.
Mirasın reddi hakkına sadece yasal ve atanmış mirasçılar sahiptir. Mirasın reddi ancak mirasın intikalinden sonra mümkün olur. Miras bırakanın ölümü üzerine miras kendiliğinden mirasçılara geçeceğinden ancak bundan sonra miras reddedilebilecektir. Miras bırakan ölmeden red hakkı doğmaz. Miras bırakan ölmeden önce ancak mirastan feragat sözleşmesi yapılması ya da miras hakkının temliki ile mümkün olur. 

Ölümlü Trafik Kazalarında Tazminat?

Trafik kazası sonucunda bir ölüm meydana gelmişse; ölenin desteğinden mahrum kalan kişilerin destekten yoksun kalma tazminatı adı altında talep edecekleri bir tazminat türüdür.
Destekten yoksun kalma tazminatını talep edebilecek kişiler yalnızca yasal mirasçılar değildir. Yasal mirasçıların dışında destekten yoksun kalma tazminatını talep edebilecek kişiler şunlardır;

Ölenin ailesi, ( Eş, anne, baba, çocuklar) 
Ölen ile aralarında herhangi bir akrabalık bağı bulunmasa da, ölen kişiden destek aldığını ispat etmek kaydıyla 3. kişiler de destekten yoksun kalma tazminatı talep edebileceklerdir.

Trafik kazası neticesinde, ölen kişi çocuk ise, ölen kişinin anne ve babası, çocuğun ileriki yaşlarında kendilerine destek olacağı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir. Bu tazminat hesaplanırken, ölen çocuğun yaşı ile ileride destek olabileceği kişilerin yaşı ve diğer etkenler değerlendirilerek karar verilecektir.

Trafik kazasında vefat halinde vefat edenin yaşı, geliri ve desteğinden yoksun kalanların yaşı ve vefat edenle akrabalık dereceleri gibi durumlar belirlendikten sonra Yargıtayın esas aldığı PMF tablosuna göre muhtemel ömürleri göz önüne alınarak iş kazaları tazminat danışmanlığı olarak aktüer hesaplama yöntemi ile tazminatlarını uzman aktüer hesaplama uzmanlarıyla hesaplamaktadır.

Trafik Sigortası
Sigorta yaptıran kişinin, üçüncü kişilere verdiği zararları karşılamak üzere hem üçüncü kişileri hem de sigorta ettireni koruma amacıyla oluşturulmuş bir zarar sigortasıdır. İşletenlerin KTK 85. maddesindeki sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortasını yapmaları zorunludur. Zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmayan araçların trafiğe çıkması yasaktır.

Miras hukukuna göre yasal mirasçılar ve mal paylaşım oranları?

Miras hukukunda mal paylaşımı, gerçek kişinin vefatı veya gaipliği halinde ortaya çıkan bir durumdur. Miras hukuku kanundan doğmuş olsa da, ölüme bağlı tasarruf şeklinde ortaya çıkmış olsa da, ortada bir miras hakkı ile miras payı bulunduğunda miras hukukunda mal paylaşımı devreye girer. Miras hukukuna göre mülklerini ve haklarını miras bırakan vefat etmedikçe miras hukuku hakkında mirasçıların henüz miras hukukuna göre 'varis' sıfatı doğmadığından miras hukukunda mal payşımı kapsamında dava hakkı da bulunmayacaktır.

Miras hukukuna göre yasal mirasçılar kimlerdir?
1- Miras bırakanın birinci derece mirasçıları, onun altsoyudur, yani çocukları da eşit olarak miras hukukuna göre mirasçıdırlar.
2- Altsoyu bulunmayan mirasçıların, miras hukukuna göre mirasçıları anne ve babasıdır. Bunlar da miras hukukuna göre eşit olarak mirasçıdırlar.
3- Altsoyu, anne ve babası ve onların altsoyu bulunmayan miras bırakanın mirasçıları, büyük anne ve büyük babalarıdır. Bunlar da miras hukukuna göre eşit olarak mirasçıdırlar.
-4- Eğer miras bırakanın sağ kalan eşi varsa, miras hukukuna göre miras bırakan ile arasındaki miras ilişkisi farklılık gösterebiliyor.

Miras hukukuna göre mal paylaşımı oranları, sağ kalan eşin mirasçılar arasında olduğu durumlarda;